İşini İyi Yapmak

QualityMarkalar, firmalar, kişiler her kim olursa olsun yaptığı işte iyi olduğu sürece tercih edilirler. Yaptığı iş ister çok önemli, hayati bir mesele, isterse çok basit, sıradan, gündelik işler olsun.

Verdiğiniz hizmette müşterilerinizi daimi kılmak, müşteri memnuniyetini sağlamak öncelikle müşteriye verdiğiniz hizmetin sorunsuz bir şekilde ulaşmasıyla olduğu kanaatindeyim.

İşinizi iyi yaptığınız zaman müşteriyi elinizde tutmak için ekstralar vermek zorunda hissetmezsiniz kendinizi. Çünkü “bu işte gerçekten çok kaliteli hizmet veriyorum” düşüncesi, mentalitesi müşterilerinizde de ana memnuniyet unsuru olacaktır.

Tabi ki günümüzde bunun istisnaları olacaktır. İşinize, müşterinize kaliteli hizmeti ulaştırmak düşüncesi siz istemeseniz bile müşterileri bir şekilde size doğru çekecektir. Bu şekilde hizmetinize fiyat biçme avantajı da tamamen sizin isteğiniz doğrultusunda gerçekleştirecektir.

Bunun en bariz örneğini olarak her zaman Ferrari markası olarak görmüşümdür.
Marka hiç bir zaman benim ürünümü herkes kullansın düşüncesi içerisinde değildir. Kaliteli hizmet verir, kaliteli ürünler sunar ve karşılığında da hiç çekinmeden istediği fiyatı belirler müşteriyi çekme sevdasına kapılmadan. Hatta çoğu zaman müşteri firmayı seçmez, firma kendi müşterilerini kendi seçer. Yeni çıkaracakları ürünleri sadece kendi belirledikleri müşterilere sunarlar. Markalarına ve verdikleri hizmete güvenirler. Bu sayede müşteri memnuniyetini kazanırlar.

Bir de bunun aksi olan, yani işini iyi yapmayan, sadece ucuz hizmet vererek daha çok müşteri kazanacağını düşünen, yardım talep ettiğinizde size kırk dereden su getirten, yardımcı olmak yerine önünüze engel koyan insanlar, firmalar ilk başlarda kazançlı görünse de zamanla kazandıklarından daha fazlasını yitireceklerdir. Bu yitirdikleri belki maddi bir şey olmayabilir, itibarları, saygınlıkları gibi maddiyattan daha önemli şeyler olabilir.

Yukarıda ilk bahsettiğim özellikleri taşımayıp ikinci kısma giren bir örnek firmayla(sunucu firması) bir süre öncesine kadar çalıştım. Bir sabah kalktığımda önceki kısa kesintiler gibi olduğunu zannettiğim bir kesinti yaşadım yine. Bu kesintinin uzun sürdüğünü fark ettiğimde kendileriyle iletişime geçip kesinti hakkında bilgi aldım. Bana çözüm önerisi olarak sundukları her şeyi yaptım.(ki işim gereği anlatılan şeylere hiç de yabancı olan birisi değilim). Uzun süren mailleşmelerden sonra sesimi biraz fazla çıkarttığımda, hemen çözüme yardımcı olacak birileri iletişime geçip en kısa sürede sorunu çözeceklerini belirterek yardımcı olmaya çalıştılar ve tahmin edin ne oldu? Ertesi gün açtığım çağrıyı hiç bir çözüm üretmeden kapattılar.

Sonuç olarak kendileriyle artık çalışmıyorum yaklaşık olarak 6 aylık bir sunucu sürem olmasına rağmen. Belki benim o firmayı bırakmış olmam hiç bir şey ifade etmeyecektir onlar için. Ama eminim ki, bu mentaliteyle yollarına devam ettikleri sürece bir çok müşteri de kaybetmeye devam edeceklerdir.

Bu örneği göz önüne aldığınızda, bir blog yazarı olarak sabah kalktığınızda blogunuz açılmıyorsa, bu sorun 2 gün sürüyorsa, yardım talep ettiğinizde çözüme odaklanmak yerine kısa cevaplarla sizi bıktırıp yeter artık dedirten bir firmayla çalışıyorsanız, resmen paranızla rezil oluyorsanız , çalıştığınız, hizmet aldığınız  firmanın ikinci kısma girmesi için çok fazla uğraşmasına gerek kalmıyor.

Buradan değerli!!!  sunucu firmasına(WebArısı) teşekkürlerimi sunuyorum sizle ilişkimi kestirdiğiniz için.

İşini iyi yapanlara örnek olması için Uğur Abi’nin  şu yazısını mutlaka okuyun.

Leave a Reply